17 Şubat 2020 Pazartesi

“Yerelin gündelik yaşam bilgisine kıymet veriyorum!”








Yerelin gündelik yaşam bilgisine kıymet veriyorum!”



(Ön açıklama: Bugünkü misafirim Özlem Şendeniz. Özlem Şendeniz, donanımlı bir Aydın ve bir akademisyen. Benim de kıymetli dostlarımdan biri. Birkaç gün önce “İletişim Yayınları”ndan yeni bir kitabı çıktı: “Kimdir Bu Lazlar? – Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca”. Kendisiyle bir söyleşi yaptım; biyografisi, son kitabı ve yayımlanmış diğer çalışmalarından konuştuk. Bu metin, söyleşimize ait. Ali İhsan Aksamaz; 10 II 2010)


+



Ali İhsan Aksamaz: Önce biyografinizden konuşalım da öyle başlayalım, olur mu?! Nerede ve ne zaman doğdunuz? Hangi okullarda öğretim gördünüz? Mesleğiniz nedir? Evli misiniz? Çocuklarınız var mı? Şu anda nerede çalışıyorsunuz? Hangi dilleri biliyorsunuz?  Biz kendinizden bahsedin, lütfen!




Özlem Şendeniz: Öncelikle hem söyleşi için hem de Lazca ile ilgili yaptığınız, benimde araştırmam sırasında çokça faydalandığım çalışmalarınız için teşekkür ederim.

1986 yıllında doğdum. Üniversite eğitimime kadar Rize'nin Fındıklı ilçesinde yaşadım. Doktora eğitimim sırasında Iğdır Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi olarak çalışırken kamuoyundan Barış Akademisyenleri olarak anılan "Bu Suça Ortak Olmayacağız" metninin imzacılarından biri oldum. Siyasi iklim ve gerçekleşen hadiseler ülkenin bir dönem olağan üstü hal ile yönetilmesi sonucunu doğurdu. Velhasıl ben de görevimden, mesleğinden ve özünde seçtiğim hayattan ihraç edildim. İhracımın ardından ailemin yaşamaya devam ettiği Fındıklı'ya, aile evime geri döndüm. O dönem doktora tezimin yazım aşamasındaydım ve bütün bir tezin yapısı süreçten etkilendi. Ancak tezi bitirmek için gereken motivasyonu insan ilişkilerinde, dayanışma ağlarında ve inadımızda bularak ve incelediğim sahanın içinde yaşama avantajını kullanarak bir kaç kez vazgeçip bıraktığım tezi bitirmeyi başardım. Tez danışmanım sevgili Elif Ekin Akşit Vural'ın ve arkadaşım Gülben Salman'ın teşviki ve ısrarı ile tezi kitabın editörü de olan hocam Tanıl Bora’ya ilettim. Derken bugüne geldik, tezim İletişim Yayınları tarafından basıldı, okuyucu ile buluşuyor.
Bildiğim diller noktasında Lazca biliyorum demeyi çok isterdim. Ancak ben Lazcayı anlayan fakat konuşamayanlardan biriyim. Zaten ilk sosyalizasyon süreçlerini Lazca konuşulan bir coğrafyada geçirip, Lazca bilen aile büyüklerinin arasında yetişmeme rağmen Lazca bilgim ile ilgili durumun "anlıyorum ama konuşamıyorum" düzeyinde olması tezin konusunu belirleyen ana etmenlerden biri oldu. Türkçe ve İngilizce dillerini bilmekteyim.







Ali İhsan Aksamaz: Bize şimdi de son kitabınızdan bahsedin, lütfen! Lütfen, “Kimdir Bu Lazlar? – Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca” adlı kitabınızdan bahsedin! Bu kitabınız hangi düşünceden hareketle ortaya çıktı?


Özlem Şendeniz: Lazca ile olan ilişkimi biraz tasvir etmeye çalıştım aslında. Hayatımın arka planında her zaman olan bu kadim doğa dilinin sönümlenmeye yüz tuttuğu, kaybolma tehlikesi altında olduğu yıllarda yaşamaktayız. Lazcanın geleceği ile ilgili spekülasyon yapmak değil amacım. Ancak sosyal bilimler alanında bilgi üretimi yapmaya çabalayan bir araştırmacı olarak doktora tezimde ele alacağım meselelerin benim gündelik hayatımı da etkileyen bir konu olmasını istedim. Zira akademik üretimimde yerelin, gündelik hayatın bilgisinin bilimsel bilgi üretimine konu edilmesinin önemli olduğunu düşünen feminist ekolden beslenmekteyim. Kitapta özünde internetin denkleme dahil olması ile bugün ortaya çıkan yeni bir mekân olarak sanal mekânın insan davranışları ve performansları üzerinde dönüştürücü bir etkisi olduğunu; bu dönüşümün Lazca kullanımı, belleği ve Laz Kimliği üzerinde etkisi olduğunu söylemekte ve bu başlıkları açımlamaktayım.
Davranışın ortaya çıkması için zaman, mekân ve insan unsurlarına ihtiyaç vardır. Bu üç ayaktan biri geçmişte var olmayan bir düzleme açıldı artık.  Gerçek mekânın yanında bir de gündelik hayatlarımıza paralel akan, sosyal medya platformları olarak, sanal mekân bulunuyor. Bir anda bu yeni iletişim mediumu ile performanslarımızı hem belirleyen hem de performanslarımız ile her an yeniden kurulan kimlik, aidiyet, bellek gibi unsurların icra edildiği yeni bir mekân gündelik hayatımıza dahil olmuş oldu. Pek tabii Lazlığın etnik inşası, vatandaşlık bağı, hatırlama, unutma ve yeniden hatırlama edimleri, Lazcanın dilsel sermayesi gibi hususlarda bu değişimden azade değildi. Ve ortaya çıkan dönüşümü akademik bir arka alanı eşliğinde incelemek, bir mânada benimde içinden geçtiğim süreci anlama arayışına girmek, beni heyecanlandırdı. Ayrıca Laz kültür hareketinin yaptığı çalışmalar bakımından nesne iken kendi araştırmam bakımından özne olmam, araştıran ve araştırılan arasındaki ilişkideki geçişlilik, sivil toplum nazarındaki Lazca ile Lazcanın sosyal medya serüvenini de inceleyebilme fırsatı sundu bana ki kişisel merakım bakımından oldukça kıymetli oldu bu.



Ali İhsan Aksamaz:  Biliyorum; yayınlanmış başka kitaplarınız da var; onların adları ve içeriklerinden de kısaca bahsedebilir misiniz, lütfen?





Özlem Şendeniz: Çalışma alanlarım içinde  toplumsal hareketler, ekoloji, kadın sorunları, toplumsal cinsiyet, bellek, mekân gibi aslında hepsi birey olarak bizatihi benim hayatım ile de  ilintili olan temalar yer alıyor. Akademik üretimimi içinden geçtiğimiz dönemi anlamak için yerelin gündelik bilgisine kıymet vererek gerçekleştirmeye çalışıyorum. Bu bağlamda en çok Fındıklı'da ve genelde kadınlar ile çalıştığımı söyleyebilirim. Yüksek lisans tezim "Toplumsal Hareketler Repertuarının Dönüşümü: Fındıklı HES Muhalefeti Örneği" idi. Çalışmayı çeşitli makaleler halinde kitap ve dergilerde yayınlayarak okur ve araştırmacılara ulaştırmaya çalıştım. Ayrıca çeşitli çalışmalarımda son dönemde bölgede karşılaştığımız ekolojik dönüşümü ve tarım zararlılarını bölge insanın bakışıyla ele almaya çalıştım. Bunlardan biri vampir kelebekler ile ilgili ve ismini pek sevdiğim için burada da anmak istediğim Kebikeç dergisinde yayımlanan: "Geleneksel Tarımın Alacakaranlığı ve Vampir Kelebeklerin Şafağı"dır.





Doğu Karadeniz, kadın ve bellek kesişimi ise hayatımın bu aşamasına kadar özel ilgi alanım oldu. Bu tema altında yaptığım çalışmalar arasında burada hızla aktarabileceğim iki kitabın emekçisi oldum. Kitaplardan birini Emek Yıldırım ile derledik: "Sırtında Sepeti Bafra'dan Hopa'ya Karadeniz'de Kadınlık Halleri" 2018 yıllında Phoenix Yayınları'dan çıktı. Diğeri ise Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği Yayınları'ndan çıkan "Aramızda Kalmasın: Kır, Kent ve Ötesinde Toplumsal Cinsiyet" kitabıdır. Bu kitapta Mayıs 2019 tarihinde Fındıklı' da gerçekleştirdiğimiz toplumsal cinsiyet farkındalığına ilişkin panel sunularını ve atölye çıktılarını yazıya döktük. Bir mânada kabaca elim kalem tutmaya başladıktan sonra Doğu Karadeniz genelinde ama özelde Fındıklı'da gündelik hayatın akışını sosyal bilimler bağlamında kayıt altına almaya, belleğimize katkı sağlamaya çalıştığımı söylemem mümkündür.


Ali İhsan Aksamaz: Lazca yeni kitap projeniz var mı? Bize yeni müjdeniz var mı?
Özlem Şendeniz: Üretimlerimiz müjde olarak karşılanıyorsa ne mutlu bana bu sıralarda yüksek ihtimal makale çıktısına dönüşecek olan, hafif hafif sahada veri topladığım, sözlü tarih görüşmeleri yaptığım üç konu var: bunlardan biri Çernobil ve çay etkileşimi biri sahil şeridinin geçirdiği dönüşümün mekâna etkisi ve diğeri ise Doğu Karadeniz'de miras ve kadınların toprak mirasındaki payları. Her üç konuda da bu söyleşinin okuyucularının paylaşmak istedikleri bilgi birikimleri, arşivleri, anıları var ise bana ulaşabilirler. Paylaşımlardan mutluluk duyarım




Ali İhsan Aksamaz: Size çok teşekkür ediyorum. Başka sorum yok. Ancak sizin bahsedeceğiniz başka konu varsa, lütfen buyurun! Sağlıcakla kalın!



Özlem Şendeniz: Ben teşekkür ederim, ilginiz ve emeğiniz için. Lazcanın taşıdığı bilgiye kelime karşılığı olarak değil bağlamsal mâna olarak yaklaşmanın kıymetli olduğuna inanıyorum. Hızlı yaşadığımız bugünlerde mânamızı kaybettik, gündelik hayatta başımıza gelenleri anlamak için dahi durup düşünmeye vakit ayırmıyoruz. Nerde kaldı bilginin peşine düşmek! Oysa bilgi üretiminde sıradan hayatların belleklerinin kayıt altına alınmasında tanımların kolaylığını aşan daha büyük bir mâna var. Bunu akılda tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ve kıymet verip kitabımı okuyacak olan herkese keyifli ve verimli bir okuma deneyimi diliyorum. 
+

Söyleşinin Lazcası:






Ozlem Şendenizik Ğarğalaps:




“Svalonuri kartandğaluri skidalaşi çkinapas becitoba mepçap!”




(Goʒ̆otkvala: Andğaneri musafiri çkimi ren Ozlem Şendenizi. Ozlem Şendenizi ren çkinaperi Gamantaneri do ak̆ademisyeni. Edo çkimi şurimşinepeşenti arteri. Ar- jur ndğa ren, ağani ketabi muşi kogamaxtu  “Gamaçkvale İletişimişen”: “Mi Ren Am Lazepe? – Lazuri Minoba do Lazuri Nena Virt̆ualuri Kianas”. Çkin ar int̆erviu dop̆it; biyografi muşi, gamiçkvineri çodinuri ketabi muşi do gamiçkvineri majura noçalişepe muşişen molapşinit, bğarğalit. Aya ren int̆erviu çkinişi t̆ekst̆i. Ali İhsan Aksamazi; 10 II 2010).


+



Ali İhsan Aksamazi: Tkvanti ginonan na, ʒ̆oxle biyografi tkvanişen bğarğalat do eşo gevoç̆k̆at, iqveni?! So do mundes dibadit? Namu nʒ̆opulapes igurit? Mu mesleği giğunan? Kimoceri reti? Berepe giqonunani? Aʒ̆i so içalişept? Namu nenape giçkinan?  Dudi tkvanişen molamişinit, mu iqven!




Ozlem Şendenizi: İpti hemi aya int̆ervu şeni hemiti noçalişepe tkvani şeni ma şukuri giʒ̆umert; Lazurişen ambaroni noçalişe tkvanik dido memişvelu goşogorape çkimis do emuşeni. 1986 ʒ̆anas dovibadi. Universit̆et̆işi gamantana- gurapaşakis noğa Rizini- Viʒ̆es pskidut̆i ma. Dokt̆oraşi gamantana- gurapaşi oras İğdirişi Universit̆et̆is mamgurapale vort̆i;  Moʒ̆qvaşi Ak̆ademisyenepeşi  “Aya kabaet̆is mxuci va mepçaten” coxoni metnis imza komepçi. Emindroneri p̆olit̆ik̆uri ik̆limi do yeçkinderi oğodapeten, dobadona çkini iktalinet̆u ekst̆remist̆uli xaliten ar oraş morgvalis. Ginže nenaşi mk̆ule; mati dulyaşen, mesleğişen do skidalaşen gemt̆k̆oçes. Mati emedeni oxorişa mendapti, Viʒ̆eşa govikti; ocaği çkimi ek skidut̆u do emuşeni. Emindros dokt̆ora-tezi p̆ç̆arupt̆i ma. Edo tezi çkimis aqu eya oğodapaşi tesiri. Mara aya tezi oçodinu şeni mot̆ivasyoni domaç̆irt̆u. K̆oçinoburi munasebet̆epeten, cumaluri- manebruli ok̆omxvacuten, gelaç̆k̆odu çkiniten arşvacis mot̆ivasyoni maqu. Tezi çkimi rt̆u çkineburi k̆ult̆urişen ambaroni do asti mati çkineburi at̆mosferis pskidut̆i; ayati ajant̆aji rt̆u çkimi şeni. Hemi eya mot̆ivasyoni do hemi aya avant̆ajiten birdem menceli maqu do maçodinu tezi çkimi. Xalbuki ma ar- jur fara mevaşkveret̆i tezişi noçalişepe. Tezi çkimişi xçetomoni rt̆u qoropeli Elif Ekin Akşit Vurali. Hemi qoropoli Elif Ekin Akşit Vurali do hemiti manebra çkimi Gulben Salmanişi omxvacu do noçkinuten, ma mendapti teziş ketabişi edit̆ori do Xoca çkimi Tanil Boraşa do emus komepçi noçalişe çkimi. Aşoten ora kogolaxtu do komoptit andğaneri ndğalepeşa. Tezi çkimi konoktu ketabişa do kogamaxtu “Gamaçkvale İletişimişen”. Açkva miletis ak̆itxen ketabi çkimi.
Ma Lazuri Nena oxomaʒ̆onen, mara va mağarğalen. Asti iptineri sosyalizasyonişi orapes, ma Lazuri Nenaşi coğrafyas dovirdi.  Ocağişi didilepek udodginu Lazuri ğarğalapt̆es. Mati entepeşi avlis dovirdi, mara “Lazuri oxomaʒ̆onen mara va mağarğalen”; aya xalikti gza moʒ̆iru tezişi speros. Aya xaliti, beciti fakt̆orepeşen arteri rt̆u tezi çkimişi speros. Amuş gale Turkuli do İnglisuri Nenape komiçkin.



Ali İhsan Aksamazi: Aʒ̆i çodinuri ketabi tkvanişen molamişinit, mu iqven! Mu iqven, “Mi Ren Am Lazepe? – Lazuri Minoba do Lazuri Virt̆ualuri Kianas” coxoni ketabi tkvanişen molamişinit!  Mu simadaten yeçkindu aya ketabi?






Ozlem Şendenizi: Lazuri Nena k̆ala mu munasebet̆i komiğun na, eya ç̆it̆a- ç̆it̆a giʒ̆vit ma. Aya dido mcveşi nena p̆anda skidala çkimişi doloxe rt̆u. Edo aya nena ğurun dğaşen dğaşa; aya k̆aixeşa ižiren.
Andğaneri ndğalepes Lazuri Nena ren ğuraşmedginobas; ayati komiçkinan. Lazuri Nenaşi moxtanoraşen sp̆ek̆ulasyonuri mutu otkvaluşa toli va miğun. Mara ma vore magoşogore sosyalur-çkinobapeşi speros; simadepe omraluşi gzas vore. Dokt̆ora-tezi çkimiten, çkimi skidalaşati tesironi p̆roblemepeşen molaşinu mint̆u. Feminist̆uri simadaşi ek̆olişen vore. Edo Feminist̆uri simadaşi ek̆olik p̆anda mçaps. Feminist̆uri simadak, “svalonuri skidalaşi do k̆artandğaluri skidalaşi ambarepe beciti renan ilmuri çkinapa omralus!” yado çkin gza moʒ̆irapan. Edo mati eşo dop̆i do svalonuri k̆artandğaluri skidalaşi ambarepeten ilmuri çkinapaşi omraluşi gzas gebdgiti aya ak̆ademiuri tezi çkimiten.
Andğaneri ndğas int̆ernet̆işi meşveluten, ağani kiana yeçkindu. Virt̆ualuri kiana yeçkindu. Aya virt̆ualuri kianak k̆oçişi muamele- p̆erformanpeşa tesiri oğodu. Aya xalik Lazuri oxmaruşa do Lazuri Minobaşati tesiri oğodu. “Mi Ren Am Lazepe? – Lazuri Minoba do Lazuri Virt̆ualuri Kianas” coxoni ketabi çkimiten amk̆ata oğodapaşen mç̆ipaşa ambarepe mekçapt. 

Ağani muameleşi yeçkindus unon ora, sva do k̆oçi. Mcveşi orapes eşo rt̆u mara, açkva svas kuğun ağani ar çkva xaliti: Mtini sva k̆ala virt̆ualuri svati koren. Açkva ar mtini kiana do muşi k̆alati virt̆ualuri kiana komiğunan k̆artandğaluri skidalas.  Aya jur kiana ren p̆areleli artimajuraşa. Aya ağani vasitak p̆erformansepes gza moʒ̆irapan. Aya p̆erformansepeşen yeçkinderi minoba, aidiyet̆i, ç̆k̆ua steri unsurepeti ik̆iden aya ağani virt̆ualuri kianas. Açkva amk̆ata majura kianati maqves. Lazobaşi etnik̆uri ok̆iduşa, dobadonamşinobaşa, goşinuşa, goç̆k̆onduşa do xolo goşinuşa, Lazurişi nenaluri renobaşa tesiri oğodu aya virt̆ualuri kianak. Edo yeçkinderi aya t̆ransformasyoni, ak̆ademiuri ar toliten goşogoruşi gzas gebdgitişi, guri mipatkalu, mati emk̆ata p̆rosesişi doloxe vort̆i do emuşeni.

ʒ̆oxleşen xveneri Lazuri k̆ult̆uruli noçalişepeşi obje vort̆i ma, mara Lazepeşen ambaroni aya goşogora çkimiten mati subje doviqvi. Magoşogora do goşogorinuşi aya xolosoni munasebet̆ik, Lazuri Nena do Lazuri Nenaşi sosyalur-medyaten seruvenişi goşogorus memişvelu. Sivilur- lamtinalaşi toliten goşogorinus memişvelu aya mubasebetik. Edo aşoten amk̆ata fursat̆i maqu.  Asti amk̆ata noçalişeşa meraği komiğut̆u, emuşeniti epto k̆imet̆oni ar noçalişe yeçkindu; aşo matkven ma.



Ali İhsan Aksamazi:  Komiçkin; gamiçkvineri çkva ketabepeti kogiğunan; entepeşi coxope do dolorenapeşenti armʒika molamişinit, mu iqven!





Ozlem Şendenizi: Lamtinaluri oxonk̆anepe, ek̆oloji, oxorcalepeşi p̆roblemepe, lamtinaluri cinsiyet̆i, ç̆k̆ua,  sva ren çkimi noçalipeşi sperope. Aya speropeşa toli komiğun ma.  Majura k̆ele Aya sperope direk̆t̆o irtibat̆oni ren çkimi skidalaşa. Andğaneri lamtinaluri ik̆limi oxoʒ̆onu şeni, svalonuri skidalaşi çkinapas becitoba mepçap do eşotenti ak̆ademiuri noçalişepe vikip; amk̆ata gzas gebdgiti. Didopeten noğa Viʒ̆es do xolo didopetenti oxorcalepeşi p̆roblemepeşen ambaroni noçalişepe komiğun; aşo matkven. Mağali lisansişi tezi çkimi rt̆u “Lamtinaluri Oxonk̆anepeşi Rep̆ert̆uarişi T̆ransformasyoni: Viʒ̆e- HES-işi Muxalefetişi Orneği”. Aya noçalişe çkimi mak̆ale- mak̆ale gamiçkvinu ketabi do jurnalepes. Edo aşoten mak̆itxales do magoşogorapes ambari aqves aya noçalişe çkimişen.

Edo xolo çkvadoçkva noçalişepe çkimiten, muxuri çkinişi ek̆olojiuri t̆ransformasyoni do ziraatişa zararonepeşen molapşini, mara muxurişi k̆oçepeşi tolişen. Eya noçalişepe çkimişen arteri ren diʒxirimşumu parpalepeşen ambaroni. Eya noçalişe çkimi gamiçkvinu “jurnali Kebikeçis”. Eya noçalişe çkimişi coxo dido momʒ̆ondun; emuşeniti coxo muşi astaxolo giʒ̆vat:  “Adeturi Ziraatişi Ç̆erelimʒ̆k̆upi do diʒxirimşumu Parpalepeşi Tanora”.





Uçamzoğa, oxorca do ç̆k̆uaşi ok̆ogzaşakis doxmeli nç̆ela yemiçkindu andğaneri skidala çkimis.  Aya speropeşen ambaroni noçalişepe çkimiten, jur ketabişi emektari doviqvi ma. Aya ketabeşen arteri ren: “K̆alati Mok̆ideri P̆afraşen Xopaşa Oxorcalobaşi Xalepe”;  Emek̆ Yildirimi k̆ala dop̆k̆orobit speroşi noçalişepe. Aya ketabi kogamaxtu “Gamaçkvale Phoenixişen”, 2018 ʒ̆anas. Majura ketabi çkini kogamaxtu “ Doloxe çkinis Lamtinaluri Cinsiyet̆uri Goşogorapeşi Derneğişi Gamaçkvaleşen”:  “Va dolomiskidan: Oput̆e, Noğa do Entepeş Meleni Lamtinaluri Cinsiyet̆i”. 2019 ʒ̆anaşi Maisi rt̆u, ar p̆aneli dop̆it noğa Viʒ̆es. Aya p̆aneli ambaroni rt̆u “lamtinaluri cinsiyet̆işi gonç̆k̆irelobaşen. Aya p̆anelişi tebliğepe do atelyeş noçalişepeşen yeçkinderi ren aya ketabi. Mtini giʒ̆vat;  oç̆aruşa toli miğut̆uşi, maç̆aruşi, didopeten Uçamzoğaşi muxurişi, mara doxmelo Viʒ̆eşi k̆artandğaluri skidalaşi xalepe, sosyalur-çkinobapeşi disip̆liniten doloç̆aru do aşotenti ç̆k̆ua çkini ok̆ap̆et̆anuşi gzalepe dobgori ma. Emuşeniti aya dulya dop̆i; eşo matkven.



Ali İhsan Aksamazi: Ağani ketabiş p̆roje giğunani? Pukironi ambarepe giğunani çkinda?



Ozlem Şendenizi: Çkimi noçalişepe pukironi žiropt na, ma xeleberi doviqver; aya giçkit̆an.  Xalk̆işen ambarepe dop̆k̆oroberet̆i buncinaluri speros. Edo buncinaluri speroşen nok̆orobetenti mak̆alepe p̆ç̆araminon ma. Aya nok̆orobepe çkimi ren sum speroşen. Arteri ren “Çernobili do çayi”. Majura ren “Uçamzoğaşi do muşi tesiri muxuri çkinişa”. Masumaniti ren “ Uçamzoğaşi muxuris anderi do oxorcalepeşi dixapeşen hak̆epe”.  Egere aya int̆erviuşi mak̆itxalepes aya sum speroşen ambarepe uğunan na; arkivepe uğunan na, gonoşinepe uğunan na, mu iqven, ambari momçan. Mak̆itxalepek memişvelanşi, dido xeleberi viqver ma.




Ali İhsan Aksamazi: Dido şukuri giʒ̆umert. Çkva k̆itxala va miğun. Tkvan otkvaluşi çkva nena giğunan na, eti miʒ̆vit, mu iqven! P̆anda ixelit!



Ozlem Şendenizi: Aya nç̆ela do noçalişe tkvani şeni ma şukuri giʒ̆umert. Lazuris tito- tito zit̆apeşi maanaten becitoba meçamu vardo, Lazuris gont̆aleri maanaten becitoba meçamu ren k̆imet̆oni; ma eşo vizmon. K̆ap̆ineri pskidurt andğaneri ndğalepes, emuşeniti zmona do gagnapa gomindines. Tişa muepe komomixtepan k̆artandğaluri skidas, aya dulyape oxoʒ̆onu şeniti ora va miğunan çkin. Edo dobağine ora va miğut̆anşi, muç̆o do so bžiraten ilmuri mtini çkinapa! Mara ucoxoni k̆oçepeşi k̆artandğaluri skidalaşen doloç̆areli ambarepes dido maana uğunan; amk̆ata ambarepe, mendraşen gza meguruşen beciti ren. Aya k̆aixeşa miçkit̆an. Ucoxoni k̆oçepeşi k̆artandğaluri skidalaşen ambarepe çkva beciti ren do emuşeni; ma eşo vizmon. Mik ketabi çkimi k̆imet̆iten ik̆itxups, emus keyfoni do meçamure ok̆itxuşi tecrube aqvas.


aksamaz@gmail.com

http://www.circassiancenter.com/tr/ozlem-sendeniz-konusuyor/




16 Şubat 2020 Pazar

İsrail Çerkesleri ve “Kültürel Otonomi”







İsrail Çerkesleri ve “Kültürel Otonomi”


 “21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgünü”yle, Çerkesler Osmanlı Ülkesi’ne sürüldü. Sürgünler, Batum, Trabzon, Samsun, Sinop, Akçakoca, Mudanya, Çanakkale, Gelibolu, Selanik, Köstence, Varna, İstanbul limanlarına getirildi. Sürgün sırasında ve karantinalarda büyük trajediler yaşandı. 

Çerkeslerden bazıları, bugünkü Türkiye sınırları içinde, bazıları da o zamanlar Osmanlı Ülkesi sınırları içinde bulunan “Balkanlar”da, Suriye’de, Lübnan’da, Ürdün’de, Irak’ta, Filistin’de, İsrail’de iskân edildi.
1929’da, Simon Canaşia, alan çalışması yapmak üzere Adigey'e gider; Şapsığlar’ın yaşadığı bölge Cubga’da bir ihtiyar ile karşılar.  İhtiyar, “1864 Büyük Çerkes Sürgünü” günlerine ilişkin şunları anlatır:

“Deniz kenarında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. Kargalar, erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. Deniz, yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu. Benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem…”


 “Balkanlar”a iskân edilen Çerkesler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) ardından bir diğer sürgünü yaşadılar.  

Bu makalemde, günümüzde İsrail Devleti sınırları içinde kalan iki Çerkes Köyü’nden kısaca bahsedeceğim: “Kfar-Kama” ve “Reyhaniye”. Bu iki köyde “Balkanlar”dan bu bölgeye iskân edilen iki Çerkes (Adige) Boyu yaşıyor: “Şapsığlar” ve “Abzehler”. 3.200 Şapsığ “Kfar-Kama”da, 1.300 Abzeh “Reyhaniye”de yaşıyor.

Bu Çerkes “göçmenler”, yöreye ilk yerleştiklerinde çevre köylerdeki Araplar, çeşitli sebeplerle kendilerini hoş karşılamazlar; dışlarlar. Onları, “Moskof” olarak tanımlarlar.

Kfar-Kama” ve “Reyhaniye”,  Osmanlı Yönetimi’nden sonra Büyük Britanya’nın Manda Yönetimi’ndeki Filistin sınırları içinde kalır. 1948’de İsrail Devleti kurulunca da, bu iki köy bu ülkenin sınırları içinde kalmış olur.

İsrail Çerkesleri, anadillerinin bir alfabesi olduğundan ve S.S.C. B.’nde anadilleriyle yayımlanmış sayısız kitap ve bazı dergilerin bulunduğundan 1958’e kadar habersizdir.  

Bir gün Kfar-Kamalı bir öğretmen, S.S.C. B.’nde Kiril Alfabesi temelli Çerkes Alfabesi’yle yayımlamış Çerkesçe (Adigece) kitapları bir şekilde edinir; ardından da bu kitaplarla anadilini okumayı ve yazmayı öğrenir. Bu öğretmen daha sonra, kendi çabalarıyla Kfar-Kamalılara, anadillerini okuma- yazmayı öğretir.

S.S.C. B.’nde yayınlanmış, Kızıl fularlı genç piyonerlerin fotoğraflarının da yer aldığı bu Çerkesçe kitaplar elden ele dolaşır; lime lime olur. Elden ele dolaşan bu kitaplar, İsrail yetkililerin de dikkatinden kaçmaz; Soğuk Savaş Yılları’dır.

İsrail vatandaşı Çerkes Aydınları, anadillerine sahip çıkarlar. Zaten konuştukları anadillerinin eğitim- öğretim dili olması için de ciddî bir mücadele başlatma cesaretini gösterirler. İsrail’deki Çerkes Toplumu da, anadillerine sahip çıkma konusunda el ele verir. Seferber olurlar ve haklarını ararlar; İsrail Eğitim Bakanlığı’na başvururlar.

Bu döneme ilişkin Çerkes Aydınları’ndan Ö. Alp’ın 1997’de anlattıkları mealen  şöyle:

“1960’lı yıllarda İsrailli Yetkililer, Türk Dışişleri’ne resmî bir yazı gönderirler: ‘İsrail’de yaşayan Çerkes Vatandaşlarımız var. Okullarında, Çerkesçe eğitim- öğretimine ilişkin çalışma yapmak istiyoruz. Çerkeslerin en çok Türkiye’de yaşadığı düşüncesiyle, Türkiye’nin Çerkesçe eğitim- öğretimi konusundaki deneyimlerinde faydalanmak istiyoruz.’ Bir süre sonra İsrail Yetkileri’ne Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayan imzalı bir yazı gider: ‘Ülkemizde Çerkes adlı bir toplum bulunmamaktadır.’   Hâlbuki İhsan Sabri Çağlayan da bir Çerkes’dir.”




 İsrail Eğitim Bakanlığı, 1971’de, Çerkesçe’nin  Çerkes köylerinde ders olarak okutulmasını kabul eder. Çalışmalar başlar. Michigan Üniversitesi’nden Dil Uzmanı profesor John Catford davet edilir; iki ay süreyle ilgili kadrolara dilbilgisi teknik eğitimine ilişkin bilgilendirmelerde bulunması sağlanır. S.C.C. B.’nde yayınlanmış Çerkesçe ders kitapları temel alınarak çeşitli çalışmalar da yapılır. Sonunda da İsrail Çerkesleri için köylerinde okullar açılır. Çerkesçe onlar için “zorunlu ders” olur.

Evde anne-babalarından Çerkesçe öğrenen bu köylerin çocukları, köy okullarında da Çerkesçe okuyup yazmayı öğreniyorlar; anadillerini geliştiriyorlar. Okul müfredatları kapsamında; Çerkesçe şarkılar öğreniyor, piyesler sergiliyor, Anavatan’da yayımlanmış Çerkesçe edebiyat eserlerini okuyor ve Tarihleri hakkında da bilgilendiriliyorlar.

“Kfar-Kama Köyü”,Yahudi yerleşimlerine, “Reyhaniye Köyü” Arap yerleşimlerine daha yakın. Bu yüzden de Köy Okullarından sonra Kfar-Kamalı Çerkes çocukları, Yahudi Yerleşimleri daha yakın olduğu için oradaki okullarda, Reyhaniyeli Çerkes çocukları da, Arap Yerleşimlerine yakın olduğu için oradaki okullarda öğrenimlerine devam ediyorlar.

“Kfar-Kama” ve “Reyhaniye” adlı bu köylerin çocukları dört dille büyüyor: Çerkesçe, İbranice, Arapça ve İngilizce.

Kfar-Kama” ve “Reyhaniye”lilerin aralarında konuştukları tek dil Çerkesçe. Ancak köy dışından olanlarla ve köy dışında İbranice, Arapça veya İngilizce de okuyup yazıyorlar; konuşabiliyorlar.

İsrail Çerkesleri, böylesi bir “kültürel otonomi”ye sahip: Camileri var, ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar. Anadillerini, gelenek ve göreneklerini özgürce yaşatabiliyor ve huzur ve güven ortamında yaşıyorlar. Kimliklerini geleceğe tanımanın imkânlarına sahipler. İsrail Devlet kademelerinde de kimliklerini saklamadan görev alabiliyorlar.

Türkiye’deki gazetelerde “Kfar-Kama” ve “Reyhaniye” ye ilişkin sıkça haberler çıkıyor. Ancak bu haberlerde İsrail Çerkesleri’nin anadili mücadele süreçlerine ilişkin tek satır yer almıyor; daha ziyada magazinsel haberleri duyuruluyor.


  İsrail Çerkeslerinin, bu kültürel otonomileri konusunda Türkiye’deki iki Çerkes Aydınları’ndan da görüşlerini aldım.

            Araştırmacı-yazar Yalçın Karadaş bu konuda şöyle diyor:

İsrail devletini aklı başında insanlar yönetiyor belli ki. İki Çerkes köyü tüm etnik, dilsel ve kimlik haklarını elde etmiş durumda. Türkiye ise bu konuda en çok Çerkesin olduğu ve haklarının hukuklarının alenen en çok çiğnendiği ülke.”

Araştırmacı-yazar Ali Çurey şunları söylüyor:

“İsrail’de iki Çerkes köyü var: Reyhanlı ve Kfar-Kama. Abezexe ve Şhapsığe (Абэ- зэ- хэ ve Щхьэ- псы- rъэ) ağırlıklı. Ben gidip görmedim. Oralı olan Çerkes dostlarımdan öğrendiğime göre, tüm kültürel varlıklarının yaşatılması serbest ve yasal. Hatta İsrail Devleti, kültürlerini yaşatmaları için Çerkeslere bütçe ayırmaktadır. Bu durum İsrail’in de yüz akıdır; böyle düşünüyorum.”

Beşto Yılmaz Beştepe, Cherkessia.net’te Natpress’den şu haberi aktarıyor:
            İsrail, Dürzi ve Çerkes topluluklarının gelişimi için 200 milyon şekel bütçe ayırdı. 29 Aralık Pazar günü, İsrail Hükümeti 2020 yılında Dürzi ve Çerkes topluluklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için bir planı onayladı.” (2  I  2020).

            Bu vb. konularda ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız, Ali Kasumov ile Hasan Kasumov’un “Çerkes Soykırımı” (Kafder), Ali Çurey’in “Sürgün Halk Anadolu Çerkesleri” (Çiviyazıları), Muhittin Kandur’un  “Büyük Çerkes Sürgünü” (Apra), Özel Uğurlu’nun “Sürgün” (Kavim), Süha Baytekin’in “Çerkes Sürgünnamesi”(Apra),  Kutarba Hayri Ersoy’un “Sürdüler Sürgün Oldum”, “Sürgün Sessiz Ölür” ve  “Çöl Sıcağında Bile Üşürsün Sürgünsen” (Belge) adlı kitaplarını da mutlaka okumalısınız.

Bir sonraki makalemde buluşmak üzere sağlıcakla kalın!

 (9 II 2020)
Ali İhsan Aksamaz


9 Şubat 2020 Pazar

“Çerkesler ve Din”



“Çerkesler ve Din”


Bu makalemde araştırmacı- yazar Ali Çurey’in “Çerkesler ve Din” adlı kitabını kısaca tanıtacak; “Kuzey Kafkasya Halkları” ve anadilleri hakkında da yine kısaca bilgi vereceğim.  

Günümüzde  “Kuzey Kafkasya”da yaşayan Halklar şöyle tasnif ediliyor:

(A).“Yerli Halklar” (Abhaz- Adige Halkları ile Nakho- Dağıstan Halkları),
(B). “Hint- Avrupa grubundan Halklar” ( Osetler, Tatlar),
(C). “Turanî Halklar” (Karaçay(lı)lar, Balkar(lı)lar, Kumuklar, Nogaylar),
 (D) “Slavî Halklar” (Ruslar, Don Kazakları, Ukraynalılar).

Zamanlarında Tarihçi Strabon 70,  antik dönem yazarı Plinius ve Gezgin El- Aziz 300 Kafkasya dilinden bahsetmiş. Kafkasya da “Diller Dağı” olarak anılmış.






Kuzey Kafkasya’nın “Yerli Halkları”, anadilleri açısından da şöyle tasnif ediliyor:

(A). “Abhaz- Adige Halkları”:
(1). Adigeler,
(2). Ubıhlar,
(3). Abhazlar,
(4). Abazalar;
 (B).“Nakho- Dağıstan Halkları”:
(1). “Vaynahlar”:
(a). Çeçenler,
(b). İnguşlar,
(c). Bastlar;
 (2). “Avarlar”;
(3). “Lezgiler”,
(4). “Laklar”,
(5). “Darginler”.   


Abhazya Cumhuriyeti’nde yaşayan Abhazlar ile (Güney) Osetya Cumhuriyeti’nde yaşayan Osetler dışındaki Kuzey Kafkasya’nın “Yerli Halkları”, Rusya Federasyonu’nun çeşitli idarî bölgeleri ile özerk cumhuriyetlerinde yaşıyorlar; kültürel açıdan da çeşitli düzeylerde haklara sahipler. Konumuzla bağlantılı, Rusya Federasyonu’na bağlı Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ile bunların nüfuslarını oluşturan halklar resmî tanımlarıyla şöyle:

(A). Adige Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan başlıca Halklar: Adige, Rus,  Ukraynalı, Ermeni, Kürt, Tatar, Rum, Belarus, Azeri, Çeçen, Alman),

(B). Kabardey- Balkar Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan başlıca Halklar: Kabardey, Rus, Balkar(lı), Oset, Ukraynalı, Çeçen, İnguş, Çingene, Koreli, Ermeni, Türk, Azerî, Meskhet, Tatar, Alman, Belarus, Lak, Gürcü),

(C). Karaçay- Çerkes Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan Halklar: Karaçay(lı), Rus/ Kazak, Çerkes, Abaza, Ukraynalı, Nogay, Tatar,  Oset, Ermeni, Rum, Azerî, Çeçen, Kabardey.

(D). (Kuzey) Osetya (Alanya) Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan Halklar: Oset, Rus, İnguş, Kumuk, Ukraynalı, İnguş, Çeçen, Ermeni, Rum, Gürcü, Türk, Tatar, Azerî, Kabardey, Çingene, Koreli, Belarus),   

(E). Çeçenistan (İçkerya) Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan Halklar: Çeçen, Rus, Tatar, Türk, Nogay,  Kumuk, İnguş),  

(F). İnguş(et)ya Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan Halklar: İnguş, Çeçen, Rus)
(G). Dağıstan Cumhuriyeti (ve nüfusunu oluşturan Halklar: Avar, Dargin, Kumuk, Rus, Ukraynalı, Çeçen, Azerî, Tatar,  Nogay, Lezgi, Lak,  Tabasaran, Rutul, Agul, Tsahur, Ermeni). 




 “Çerkes” adının nereden geldiği konusunda çeşitli görüşler bulunuyor. Ancak bu, bu makalemin konusu değil. Çerkesler, Kuzey- Kafkasya’nın yerli Halklarından.

“Çerkes” tanımının kimleri kapsadığına ilişkin de değişik yaklaşımlar bulunuyor. Bu yaklaşımlar üzerinde de kısaca durmak istiyorum.

“Çerkes” tanımının kimleri kapsadığı konusunda üç değişik yaklaşım bulunuyor. Bu tanımlardan ilkine göre “Çerkes”, Karadeniz ile Hazar Denizi’ne kadar Kuzey Kafkasya topraklarında yaşayan “Yerli Halklar”ın ortak adı. Bu ad onları tanımlamak için zamanında Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından kullanılmış.

Bu ilk tanımlamaya göre, yalnızca “Abhaz- Adige Halkları ile Nakho- Dağıstan Halkları”, “Çerkes” tanımı içindedir.

İkinci tanımlamaya göre “Çerkes” tanımı, yalnızca Adige-Abhaz- Ubıhlar’ın ortak adıdır.

Üçüncü tanımlamaya göre, “Çerkes”, yalnızca Adigeler’in adıdır.



Bu konuda, “Çerkesler ve Din” adlı kitabın yazarı Ali Çurey’in görüşüne de başvurdum. Şöyle diyor:

Biz Çerkesler, kendimizi “Adige” ismiyle anarız. Kendisini Adige olarak tanımlayan Çerkesler, on iki boydan oluşur.” 

Araştırmacı-yazar Ali Çurey, bu on iki boyu kitabında şöyle sıralıyor:

Abzehler, Besleneyler, Bjeduğlar, Yegerukuaylar, Kabardeyler, Mahoşlar, Mamhığlar, Natuhoylar, Kemirguveyler, Hatukoylar, Şapsığlar, Janeler.  

Ali Çurey’in “Çerkesler ve Din” adlı eseri, “Boydak Basın- Yayın” tarafından kültür hayatımıza kazandırıldı.

Ali Çurey’in “Çerkesler ve Din” adlı kitabı şu bölümlerden oluşuyor:

“Bilinen Dinler (Asya Dinleri: Hinduizm, Budizm, Teoizm, Konfüçyuanizm, Şintoizm, Zen Budizmi, Jainizm), Materyalizm- Ateizm- Tanrıtanımazlık, Mantık, Felsefe, Bilinen Dinlerin Genel Özeti, Sami Dinleri (Musevilik, Tevrat Zebur), Hıristiyanlık (İncil), Müslümanlık (Kuran) ve Çerkesler ve Din.”

Araştırmacı-yazar Ali Çurey, kitabında en eski Çerkes inanışlarından günümüze de taşınan Çerkesçe üç önemli kavrama da dikkat çekiyor:“Tha”, “Thamade ve “Habze”.

Ali Çurey, “Tha”nın Tanrı; “Thamade”nin Bilge İnsan olduğuna ve “Habze”nin de “Tanrı” ve “Bilge Kişi” ilişkisinin oluşturduğu bir sistem olduğuna dikkat çekiyor. “Habze”nin bir öğreti olduğuna da vurgu yapıyor. “Habze”nin bireysel ve toplumsal kuralları içerdiğinin üzerinde de duruyor.
Araştırmacı-yazar Ali Çurey, kitabında şöyle yazıyor:

“Tha”, “Thamade ve “Habze” öğretisi için yeryüzünün her santimetresi ibadet yeridir ve kutsaldır. Allah için değil, ‘İnsan’ için Allah’a ibadet edilir. Onun için Allah’ın Evi ‘İnsan’dır. Çünkü Allah’ı algılayan tek canlı insandır.”

Ali Çurey, Çerkesleri sıradan “sığınmacı” topluluğu olarak niteleyen tarihçi-  yazar Murat Bardakçı’ya tepki gösteriyor. Ali Çurey, tarihçi-  yazar Murat Bardakçı’nın 11 II 2011’de “Habertürk Gazetesi”nde çıkan makalesini eleştiriyor, Çerkeslerin 1864’de Osmanlı Ülkesi’ne sürgün edildiklerine dikkat çekiyor ve bu sürgünün sebebini açıklıyor:

“Çerkesler, Çarlara karşı savaşan Osmanlı’nın savaş müttefikiydi. Onlarca yıl Osmanlı’nın Çarlara karşı yürüttüğü bitmez tükenmez savaşlarda Çarların Güney’e inme, yani Akdeniz’e inme plânlarını engelleyen tek güç Çerkeslerdi. Tarihin kaydettiği en kanlı, acımasız Çarlık- Çerkes Savaşları’nda, Osmanlı’nın ileri karakol görevlerini deruhte eden Çerkesleri; sığınmacı, göçebe ve geçici bir insan yığını olarak gören zihniyetin sahibi kimlerdir?”


Kültür emekçisi Ali Çurey, 1937’de Merzifon’da doğdu. 1984’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli oldu. 1970’li yıllardan itibaren “Kafkasya” (Ankara), “Kamçı” (İstanbul), “Yamçı” (Ankara) adlı dergilerde yazı, çeviri ve şiirleri yayımlanmaya başladı. “Yeni Kafkasya” ve “Kafkasya Yazıları” adlı periyodiklere de çalışmalarıyla katkı sundu. Kafkasya da “Адыrэ Псалъэ - Adige Psale- Adige Sözü” (Nalçik) Gazetesi’nde ve “Адыгэ Макь-Adige Mak- Adige Duyurusu” (Maykop) Gazetesi’nde ve Iуащхьамахуэ Dergisi’nde çalışmaları yayımlandı.

Kültür emekçisi Ali Çurey’in yayımlanmış on iki kitabı bulunuyor:

“Sözcüklerin Dilinden Adigeler”, “Hatti- Hitit Halklarının Gerçek Kimliği (Çerkesçesi yayımlandı)”, “Hatti- Hititlerin Kökeni ve Çerkesler”, “Sözcüklerin Tanıklığında Çerkes Tarihine Ekler”,  “Hatti-Hititler ve Çerkesler”, “Çerkesler ve Din”, “Hatti-Hititlerde Müzik ve Dans”, “Hafitse Muhammed: Çerkes Bir Gazeteci”, “Çerkes bir Tenör: Ali Taşlo”, “Fikir Bahçesi”, “Çerkesler! Onlar da Kim?” ve “Sürgün Halk: Anadolu Çerkesleri.
   
Araştırmacı- yazar Ali Çurey, şu sıralar “Çerkesler Neden Uyanmaz?” adlı kitabı üzerinde çalışıyor.

Kültür emekçisi Ali Çurey’in “Çerkesler ve Din” adlı kitabını okumadıysanız, internet üzerinden edinerek mutlaka okumalısınız. Ali Çurey’in “Çerkesler ve Din” adlı kitabı gibi, “Hayri Ersoy ile Aysun Kamacı’nın Tüm Zamanlar Yayıncılık’tan çıkan “Çerkes Tarihi” ve Özdemir Özbay’ın Ankara Kafkas Derneği Yayınları’ndan çıkan “ Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya”  adlı kitapları da mutlaka kütüphanenizde bulunmalı.

Bir sonraki makalemde buluşmak üzere sağlıcakla kalın!

(8 II 2020)
Ali İhsan Aksamaz









“Romani nç̆aralobaşi irişen ʒ̆oxlemxtimu noʒ̆ile ren!”

      “Romani nç̆aralobaşi irişen ʒ̆oxlemxtimu noʒ̆ile ren!”     [ Goʒ̆otkvala : Ma A. Cengiz Bukeri doviçini dido ʒ̆anapeş ʒ̆oxle...